Bipolar Bozukluk Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nelerdir?

Bipolar bozukluk, kısaca ani duygu değişimi olarak  ve yaşanılan duyguların aralarındaki sınırın çok uç seviyelerde olması olarak tanımlanan bir psikolojik rahatsızlıktır. Gün içerisindeki ruh halinin belirtilerinde aşırıya kaçma durumuyla öne çıkan bu rahatsızlık, kişiye oldukça zor ve sıkıntılı durumlar yaşatabilmektedir. Temelde bu rahatsızlığın evreleri manik ve depresif evre olarak ikiye ayrılmaktadır. Kişinin bipolar seviyesi yükseldiğinde kişide aşırıya kaçan hareketlilik durumu gözlenirken, düşük seviyede olduğunda ise tam aksine  kişinin içine kapanma durumu gözlemlenir. İki uç boyut barındıran bu bozukluk kişide birçok duyguyu aynı anda ve doğrudan anlaşılacak şekilde üst seviyelerde yaşamasına yol açmaktadır.

Bipolar Bozukluğun Belirtileri

Bipolar bozukluğun belirtileri, hastalığın evrelerine göre farlılık göstermektedir. Manik evre olarak adlandırılan hareketli evrede kişinin mutluluk hali yüksek seviyededir. Kişinin sürekli artmakta olan enerjik olma durumu sebebiyle uykuya olan ihtiyacı azalır, dikkat dağınıklığı başlar. Keyif verici maddelere eğilimi, cinsel aktivitelere karşı isteği oldukça yüksektir. Uygunsuz davranışlarda ve eylemlerde bulunabilmektedir. Düşünmeden  harcama yapmak, sürekli çevresinde normalin dışında bir enerji birikimi yaşamak, uzun süre aynı bölgede bulunamama durumları meydana gelmektedir. Manik evre, bu belirtilerin yanında kişinin çok ve hızlı konuşma, yüksek özgüvenli bir tavır sergileme durumu gibi belirtileri de barındırmaktadır.

Bipolar bozukluğun belirtileri, hastalığın evrelerine göre farlılık göstermektedir. Manik evre olarak adlandırılan hareketli evrede kişinin mutluluk hali yüksek seviyededir. Kişinin sürekli artmakta olan enerjik olma durumu sebebiyle uykuya olan ihtiyacı azalır, dikkat dağınıklığı başlar. Keyif verici maddelere eğilimi, cinsel aktivitelere karşı isteği oldukça yüksektir.

        Manik evrenin tam tersi ise depresif evre olarak adlandırılır. Bu süreçte kişi sürekli depresyon halinde günlerini geçirir. Aşırı mutsuzluk hali, neden içermeyen karamsarlık hali, düşük enerji, bu evrenin öne çıkan belirtileridir. Kişide unutkanlık seviyesinin artması, iştahsızlık durumu, son uç seviyede ise intihar ve ölüme eğilim olarak sıralanır. Sürekli uykulu bir ruh hali barındıran bu evre kişide hareketi kısıtlamakta, günlük aktivitelere karşı isteksizlik uyandırmaktadır. Bu iki uç evre kişiyi ciddi anlamda etkilemekte ve hem fiziksel hem ruhsal yorgunluk vermektedir. Ani ruh hali değişimleri ve bu değişimlerin normalin üstünde olması genellikle kişinin çevresinde direkt olarak farkedilebilmektedir. Ancak bu belirtileri barındıran kişinin kendindeki bu değişimleri farketmesi daha zordur. Hastalıkta en önemli faktör hastalığın farkına varılmasıdır. Farkına varılmadıkça hasta bu durumla ne kadar uzun süre yaşamaya devam ederse, geri dönüşü olmayacak sonuçların meydana gelmesi o kadar olasıdır. Özellikle depresif evrede gelen intihar ve ölüm eğilimi kişiye ciddi sorunlar yaşatabilmektedir. Kendini yalnız ve çaresiz hissetme durumunu barındıran depresif evre intihara yaklaşmayı tetiklemektedir. Kendine zarar verme isteği, yaşamdan bıkmışlık, yaşamına son verme duygusu oldukça ciddi bir problemdir.

Bipolar Bozukluğun Tedavi Şekli

Bu bozukluğun henüz kesin bir sebebi bulunamamakla birlikte bazı bulgular yer almaktadır. Nadir de olsa genetik olma ihtimali de göz önünde bulundurulmaktadır. Daha öncesinde hastalığı aynı geni paylaşan kişilerin yaşamış olma durumu bu bulgulara yer vermiştir. Diğer nedenlerden biri ise beynin işletim sistemindeki hücrelerde eksiklik, kopma ya da farklı bir hasar durumu olarak görülmektedir. Bipolar bozukluk tedavi şekli olarak en kapsamlı şekilde ilaç tedavisi benimsenmiştir. Gerekli test ve uygulamalar sonucunda uzman kişiler tarafından uygun görüldüğü takdirde kontrollü olarak ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Diğer bir tedavi şekli olarak iki aşamalı atak ve koruma tedavisi yer almaktadır. Atak tedavisinde kişinin ani geçirdiği atakları tedavi etmek, koruma tedavisinde ise bu atakların olabildiğince azalması ve kısa sürmesini sağlamak hedeflenmektedir. Bu tedavi sürecinde kişinin ailesi ve yakınlarının çok hassas davranması gerekmektedir. Sürekli kontrol halinde olunmalı ve kişiye destek çıkılmalıdır. Bu şekilde tedavi süreci geçirilmelidir. Her ne kadar tekrarlanmayacağına dair kesin bir tanı olmasa da koruyucu tedavi devamlı bir şekilde uzun bir süreçte uygulanmalıdır.

Cevap Bırakın